Sorun “sandığın şey” değil

Çoğu insan ilerleyemiyor.

Ama sebep eksik olması değil.

Fazla olması.

  •   Fazla düşünce
  • Fazla plan
  • Fazla erteleme

Ve hareket yok.

Dün paylaştığım şey şuydu:

→ Sorun eksik değil. Fazla.

Bugün ise şu daha net:

→ Bırakamıyorsun.

Çünkü bu sana bir şey veriyor:

  • kontrol hissi
  • rahatlık
  • güven

Ama senden daha büyük bir şey alıyor:

“İlerleme

Daha fazlası için:


The problem isn’t what you think it is.

Most people can’t move forward.

But the problem isn’t that there’s not enough.

It’s that there’s too much.

  • Too much thinking
  • Too much planning
  • Too much procrastination

And no action.

Here’s what I shared yesterday:

→ The problem isn’t a lack. It’s an excess.

Today, however, one thing is clearer:

→ You can’t let go.

Because it gives you something:

  •  a sense of control
  •  comfort
  •  security

But it takes something greater from you:

  “Progress

For more:


Sorun dil değil. Netlik ve kendini tutman.

Ne söyleyeceğini biliyorsun.

Ama söylemiyorsun.

Bu sadece bir dil meselesi değil.

Çoğu zaman mesele:

  • kendini tutmak
  • net olmamak
  • karar verememek

Ve bu yüzden insanlar şunu düşünüyor:

“Daha fazla öğrenmem lazım.”

Ama gerçek şu:

Sorun çoğu zaman bilgi değil.

İfade etmek…sadece kelime bilmek değildir.

Nasıl düşündüğün, nasıl hissettiğin, nasıl karar verdiğin…bunların hepsi konuşmanı etkiler.

Bu yüzden birçok kişi şunu yaşıyor:

“Kafamda netleşmeyen şeyler vardı.
Artık daha hızlı ve net karar alabiliyorum.”

“Sadece ne söylediğim değil… nasıl düşündüğüm de değişti.”

“Daha az düşünüyorum.
Daha net hareket ediyorum.”

Ama bu, dilin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Dil, bu sürecin aracıdır.

Ama tek başına yeterli değildir.

Birçok kişi şunu fark eder:

“Ne söyleyeceğimi biliyordum ama söyleyemiyordum.
Şimdi kendimi tutmadan konuşabiliyorum.”

“Konuşurken kendimi geri çekiyordum.
Şimdi daha rahat ve akıcıyım.”

Gerçek:

Bu sadece konuşmak değil.

Netlik. Özgüven. Karar.

Ve dil bunların dışa yansıması.

Sorun “sandığın şey” değil.

Ve bu değişebilir.

👉 Eğer bunu çözmek istiyorsan:



Why is making a plan not enough?

Making a plan feels good.

Because it gives you a sense of control.

But most of the time, this is an illusion.

When you make a plan, you think you’re making progress.

But the reality doesn’t change.

Because change comes not from a plan, but from action.

And most people stop right here.

They make a plan.

But they don’t start.

So time passes.

The plan remains.

Life doesn’t change.

👉 If you want to get started:


Plan yapmak neden yetmez?

Plan yapmak iyi hissettirir.

Çünkü kontrol hissi verir.

Ama çoğu zaman bu bir yanılsamadır.

Plan yaptığında ilerlediğini sanırsın.

Ama gerçek değişmez.

Çünkü değişim planla değil, hareketle olur.

Ve çoğu insan tam burada durur.

Plan yapar.

Ama başlamaz.

O yüzden zaman geçer.

Plan kalır.

Hayat değişmez.

👉 Başlamak istiyorsan:


You’re not avoiding it. You’re just putting it off.

You avoid facing it.

What you think is running away is often not running away at all.

It’s just putting it off.

And what you put off doesn’t disappear over time.

It grows.

It becomes harder.

And at some point, it stops you.

The problem isn’t information.

Nor is it comfort.

The problem is the ability to make a decision.


Kaçmıyorsun. Sadece erteliyorsun.

Yüzleşmekten kaçarsın.

Kaçmak sandığın şey çoğu zaman kaçmak değildir.

Sadece ertelemedir.

Ve ertelediğin şey zamanla kaybolmaz.

Büyür.

Daha zor hâle gelir.

Ve bir noktada seni durdurur.

Sorun bilgi değildir.

Konfor da değildir.

Sorun karardır.


How Does the Coaching Process Work? (A Step-by-Step Guide to Clarity and Decision-Making)


Coaching is often misunderstood.

Many people view coaching as a conversation or a space for relaxation. But the truth is: Coaching isn’t a conversation—it’s a process.

And it’s not for everyone.

Because this process requires facing what one has been avoiding. It helps one see the decisions they’ve been putting off.

And most importantly, it makes taking action mandatory.

That’s why everything starts with a question: Are we a good fit?

The coaching process begins with a “chemistry session.”

The purpose of this session is:

  • Is there a good fit?
  • Can we really work together?
  • Is this process right for you?

Because coaching isn’t for everyone.

People often bring up the surface-level problem.

But the real issue is different.

At this stage:

  • thoughts simplify
  • the noise diminishes
  • the real issue becomes clear

Once clarity emerges, the inevitable step is:

Decision.

The options are now clear. Excuses fade away.

And the person sees their own answer.

Coaching doesn’t end with awareness.

Action begins.

Implementation kicks in.

And change happens here.

  • Those at the decision stage
  • Those seeking direction
  • Those who are ready

Coaching is not a place for comfort. It is a space for action.

And it’s not for everyone.

But for the right person, it’s highly effective.

If you truly want clarity, the first step starts here:

👉 https://alpercifter.com/kimya-chemistry/

(TR / EN form)


Koçluk Süreci Nasıl İşler? (Adım Adım Netlik ve Karar Süreci)


Koçluk çoğu zaman yanlış anlaşılır.

Birçok kişi koçluğu bir sohbet, bir rahatlama alanı olarak görür. Ama gerçek şu: Koçluk bir konuşma değil, bir süreçtir.

Ve herkes için değildir.

Çünkü bu süreç, insanın kaçtığı şeyle yüzleşmesini gerektirir. Ertelediği kararları görmesini sağlar.

Ve en önemlisi, hareket etmeyi zorunlu kılar.

Bu yüzden her şey bir soruyla başlar: Uygun muyuz?

Koçluk süreci, bir “kimya görüşmesi” ile başlar.

Bu görüşmenin amacı şudur:

  • Uyum var mı?
  • Gerçekten çalışabilir miyiz?
  • Bu süreç sana uygun mu?

Çünkü koçluk herkes için değildir.

İnsanlar çoğu zaman yüzeydeki problemi getirir.

Ama asıl konu farklıdır.

Bu aşamada:

  • düşünce sadeleşir
  • gürültü azalır
  • gerçek konu netleşir

Netlik geldikten sonra kaçınılmaz olan şey:

Karar.

Artık seçenekler bellidir. Bahane azalır.

Ve kişi kendi cevabını görür.

Koçluk farkındalıkla bitmez.

Hareket başlar.

Uygulama devreye girer.

Ve değişim burada oluşur.

  • Karar aşamasında olanlar
  • Yön arayanlar
  • Hazır olanlar

Koçluk bir rahatlama alanı değildir. Bir hareket alanıdır.

Ve herkes için değildir.

Ama doğru kişi için çok etkilidir.

Eğer gerçekten netleşmek istiyorsan, ilk adım burada başlar:

👉 https://alpercifter.com/kimya-chemistry/

(TR / EN form)


Bırakmak mı, Sürüklenmek mi?

Bayramda çoğu şey yavaşlar.

Rutin değişir.
Zihin dağılır.
Planlar geri çekilir.

Bu doğal.

Ama çoğu zaman fark edilmeyen bir şey olur:

İnsan sadece durmaz.

Bırakır.

Ve çoğu zaman bunu bilinçli yapmaz.

Fark etmeden…

Yavaş yavaş…

Geriye doğru bırakır.

Oysa bırakmak tek başına problem değildir.

Bilinçli bırakmak alan açar.

Ama farkında olmadan bırakmak…

Seni eski haline geri götürür.

Bu yüzden mesele şu değil:

Bayramda durdun mu?

Mesele şu:

Ne bıraktın?
Ve daha önemlisi…
Ne kaldı?

Çünkü geriye kalan şey…

Aslında neyi seçtiğini gösterir.

Eğer şu an bir şeylerin dağıldığını hissediyorsan…

Belki de mesele tekrar başlamak değil,
önce neyin kaldığını görmek.

👉 Kimya Görüşmesi ile başlayabilirsin.


To Let Go or to Be Dragged Along?

During the Eid holiday, most things slow down.

Routines change.

The mind wanders.

Plans are put on hold.

This is natural.

But something often goes unnoticed:

People don’t just stop.

They let go.

And most of the time, they don’t do it consciously.

Without realizing it…

Little by little…

You let go of the past.

Yet letting go isn’t a problem in itself.

Conscious letting go creates space.

But letting go without realizing it…

It takes you back to where you were.

So the issue isn’t:

Did you stop during the holiday?

The issue is:

What did you let go of?

And more importantly…

What’s left?

Because what remains…

Actually reveals what you’ve chosen.

If you feel like things are falling apart right now…

Maybe the issue isn’t starting over,

but first seeing what’s left.

👉 You can start with the Chemistry Session.


Karar, Sabır ve Gürültü: Son Bir Haftanın Özeti

Son bir haftadır hep aynı yere dönüyorum.

İnsanlar karar veremediğini sanıyor. Ama aslında çoğu zaman sorun karar değildir.

Sorun, o kararın hayatlarında neyi değiştireceğini kabul etmek istememeleri.

Çünkü her karar bir şeyi başlatır. Ama aynı anda bir şeyi de bitirir.

Bir alışkanlığı. Bir konforu. Bazen bir kimliği.

Ve bu yüzden insanlar gerçeği reddetmez.

Onunla pazarlık yapar.

“Biraz daha zaman.” 

“Şimdi değil.” “Biraz daha hazır olayım.”

Ama bu bir plan değildir.

Bu zihinsel bir pazarlıktır.

Zaman geçer.

Hayat ilerler.

Ve karar vermemek de yavaş yavaş bir karara dönüşür.

En tehlikeli olan da budur.

Yanlış karar vermek değil.

Fark etmeden aynı kalmak.

Bu noktada çoğu insan şunu yapar:

Daha fazla düşünmeye çalışır.

Daha fazla analiz. Daha fazla kontrol.

Ama bir noktadan sonra düşünmek ilerletmez.

Yavaşlatır.

Çünkü mesele düşünmek değil.

Yön seçmektir.

Bir diğer önemli yanılgı da şu:

İnsanlar değişmek istediklerini sanır.

Ama aslında çoğu zaman yapmak istedikleri şey değişmek değildir.

Daha iyi bir versiyon olmak da değildir.

Gerçek değişim başka biri olmak değildir.

Kendi içindeki, sana daha yakın olan versiyonu ortaya çıkarmaktır.

Ve bu bir anda olmaz.

Büyük kararlarla değil, küçük ve net adımlarla başlar.

Bazen yapılacak ilk şey daha çok düşünmek değildir.

Kafayı boşaltmaktır.

Ve kendine şu soruyu sormaktır:

Bugün, gerçekten yapabileceğim en küçük ama net adım ne?

Koçluk tam burada farklılaşır.

Rahatlatmak için değil.

Yön seçebilmen için. Alan açmak için.

Benim yaptığım şey basit:

Gürültüyü azaltmak. Kararı sen verirsin.

Ama en azından neden kaçtığını ve neyi seçtiğini görürsün.

Çünkü sonunda mesele şu:

Hayatında ne olursa olsun…

Soru şu değildir:

Risk var mı?

Soru şu:

Hangi bedeli ödemeyi seçiyorsun?

Eğer şu an bir kararın eşiğindeysen
ve bunu tek başına netleştiremiyorsan:

👉 Kimya Görüşmesi ile başlayabilirsin.

Kimya Görüşmesi Formu (TR)


Clarity, Decisions, and Noise: A Weekly Reflection

Over the past week, I kept coming back to the same point.

People think they struggle with making decisions.

But most of the time, the problem is not the decision itself.

It’s what that decision will change in their lives.

Every decision starts something.

But at the same time, it ends something.

A habit.
A comfort zone.
Sometimes, even an identity.

That’s why people don’t reject reality.

They negotiate with it.

“Maybe later.”
“Not now.”
“I need to feel more ready.”

But this is not a plan.

This is a mental negotiation.

Time passes.

Life moves forward.

And not deciding quietly becomes a decision.

At that point, most people try to think more.

More analysis. More control.

But overthinking doesn’t move you forward.

It slows you down.

Because the real issue is not thinking.

It’s choosing a direction.

Another misunderstanding:

People think they want to change.

But real change is not becoming someone else.

It is becoming closer to who you already are.

And that doesn’t happen in one big step.

It starts with small, clear actions.

Sometimes the first step is not to think more.

But to clear the noise.

And ask yourself:

What is the smallest clear step I can take today?

This is where coaching becomes different.

Not to comfort you.

But to create space for direction.

What I do is simple:

I reduce the noise. The choice is yours.

Because in the end, the real question is not:

“Is there risk?”

The real question is:

“What price are you willing to pay?”

If you are at a decision point
and want to see it clearly:

👉 Start with a Chemistry Session

Chemistry Call Request (EN)